Erzurum Adı Nereden Geliyor

Erzurum Adı Nereden Geliyor

Bugünkü Erzurum şehrinin bulunduğu yerde, daha önce tarihin çeşitli dönemlerinde Karin, Karna, Garin, Kornoi, Kalai ve Karnak şeklinde isimlendirilen bir şehir bulunduğu bilinmektedir. Yine aynı tarih dönemlerinde Erzurum Ovası’nın batı bölümünde Erzen isimli bir şehrin var olduğu tarihi kaynaklarla sabittir.

              
                 Çife Minareler                                                                                           Lalapaşa Camisi
 
Bizanas İmparatorlarından II. Teodosious (M.S. 408-450) zamanında Erzurum Ovası’nı doğudan gelen İran saldırılarından korumak amacıyla, Karin şehrine hakim bir tepe üzerinde bir kale inşa edilmiş olup, kale içindeki şehre de imparatorun adına izafeten “ Teodosiopolis” adı verilmiştir. Bugünkü Erzurum şehrinin yerinde kurulmuş olan Karin (sonradan Teodosiopolis ) ile Erzurum Ovası’nın batı bölümündeki Erzen şehri iki ayrı şehirdir.

Bizans kaynaklarında Teodosipolis olarak geçen şehre, Araplar Kalikala adını vermişlerdir. Kalikala Arapça’da “Kali’nin ihsanı anlamına gelmektedir. Arap tarihçilerden Belazuri ( ölümü 892) ye göre, şehir bu adını kurucusundan almıştır. Bizans döneminde bölgeyi ele geçiren bir beyin karısı olan Kali, bir şehir yaptırmış ve şehre de Kalikala adını vermiştir. Araplar bu isim kendilerine göre Kalikala şehrinde kullanmışlardır.

M.S.1048 ‘de Doğu Anadolu’yu fethetmek üzere Bizans topraklarına giren Selçuklu Türkleri , Yinal oğlu İbrahim Bey komutasında, ovanın batısında ki Erzen (Arze) i zaptetmişlerdir. Erzen’in bu kuşatmada bi harabe halini almasından sonra, geride kalanlar bugünkü Erzurum şehrinin bulunduğu yerdeki Kalikala’ya sığınmışlar ve şehre de Erzen adı vermişlerdir. Saldırılar sonucunda harap olmuş asıl ERZEN şehrine ise Türkler , Kara Erzen demişlerdir. Bu isim zamanla halk dilinde Kara Arza, Kara Arz ve nihayet Karaz şeklinde söylenegelmiştir.

Diğer taraftan Kalikala’ya sığınan Erzen halkının bu şehre Erzen adını vermelerinden sonra, kent zamanla Arzn olarak isimlendirilmiştir. Araplar kendi dillerindeki Arz ( yer) sözcüğüne birde Rum kelimesi eklemek suretiyle şehre Arz-ı Rum (Erzı-Rum) adını vermişlerdir. Bu konudaki bir diğer görüş şöyledir: Kalikala’nın Erzen adı almasından sonra, bu şahri fetheden müslüman Araplar, şehri biri bugünkü Siirt ile Silvan arasında bulunan diğeri İran’da Şiraz yakınlarındaki iki Erzen şehrinden ayırmak için, şehre Erzen-i Rum adı vermişlerdir.

Erzurum’la ilgili muhtelif tarihi metinlerde, kitabelerde ve basılan paralarda Erzi-i Rum, Erzen-ir Rum , Arz-ı Rum isimleri kullanılmıştır.

İşte Erzurum adı bu isimlerin halk dilinde kullanılmasına göre şekil almış ve günümüze kadar gelmiştir
 

Tarihin İlk Dönemlerinde Erzurum

Erzurum hakkında bilinen en eski yazılı tarih kaynakları olarak kabul edilebilecek Hitit (Boğazköy) ve Mısır yazılı kaynaklarına göre, M.Ö. 2000 – 1200 yılları arasında Erzurum ve çevresi Orta Asya kökenli Hurrilerin hakimiyeti altında bulunuyordu. Hitit  Boğazköy yazılı arşivlerinde, Erzurm’ un Azzi Hayaşa hakimiyeti altında bulunduğu sırada, biri M.Ö. 1375’ de Hitit İmparatoru Şuppiluliuma, diğeri II. Murşil (M.Ö. 1334 – 1306) tarafından işgal edilmekistendiğine dair belgelere rastlanmıştır. M.Ö. 1200 yıllarında, Avrupa’ dan Ön Asya içlerine doğru oluşan ve Kavimler Göçü adı verilen göç hareketinden sonra, Muşkilerin Erzurum ve çevresine yerleştikleri bilinmektedir.

Urartular Döneminde Erzurum

M.Ö. IX. yüzyılda Van ve çevresinde yerleşmiş olan Hurri kökenli Urartular, M.Ö. VII. yüzyılda Erzurum’ u
da egemenlikleri altına aldılar. M.Ö.660 yıllarında ise güneyden Aras Havzasına doğru ilerleyen Asurlar Daieni ülkesi sınırları içerisinde olan Erzurum ve
çevresini ele geçirdiler.Yine VII. yüzyılın sonlarında Urartu egemenliği altındaki topraklar, kuzeyden gelen İskitlerin saldırısına uğradı. Asur saldırılarına zorda
olsa karşı koyabilen Urartular, İskit saldırısından sonra tamamen tarihten silindiler. Urartu Krallığı’ nın III. Rusan’ ın ölümü (M.Ö. 585 ) ile ortadan kalkmasıyla da Ermeniler’ in bölgede etkinlik kurması kolaylaştı. Bazı tarihçiler, Ermeniler’in bölgede etkinlik kurmasıkolaylaştı. Bazı tarihçiler Ermeniler’ in Kavimler Göçü sırasında Avrupa’ dan Ön Asya’ ya göç eden Friglerle Birlikte bölgeye gelmiş oduklarını ileri sürmektedirler

                   

                                                                                                                            

  

     Lalapaşa Camisi

Tarihin Farklı Dönemlerinde Erzurum

Medler Döneminde Erzurum

    M.Ö. V. yüzyılda Asur egemenliğine son veren Medler, Keyaksar yönetiminde kuzeye doğru ilerleyerek Urartu topraklarını ele geçirmişlerdir. Medler,Muşki Frigler ve İskit bölgelerini de ele geçirdikten sonra, Kapadokya’ ya doğru yönelmişlerdir. Erzurum ve çevresinde bu yüzyılda Khalibler, Muşkiler ve Tibarenler’ in yaşadıkları bölgenin yerel derebeylerinin egemenliği altında olduğu, ancak bunların Med Krallarının yetkilerini tanıdıkları bilinmektedir. Medlerin zayıflama döneminde ise, bu beyler Kral Astiyag’ a direnerek, özerkliklerini ilan etmişlerdir.

Bizans Döneminde Erzurum

Roma İmparatorluğunun M.S. 395’ de ikiye ayrılması sonucunda kurulan Doğu Roma İmparatorluğu döneminde, Erzurum ve çevresi bu İmparatorluğun egemenliği altına girmiş, ancak Doğu Roma egemenliği sürekli olamamıştır.M.S. 395’ den VII. yüzyılın sonlarına kadar bölge üzerinde Bizans ile Sasani Devletinin mücadeleleri olmuştur.

M.S. 408 - 450 yılları arasında Bizans İmparatoru olan ikinci Teodosious zamanında, Erzurum ve çevresi işgal edilmiş ve İmparatorun komutanlarından Anatolius tarafından bugünkü Erzurum şehrinin bulunduğu yerde bir tepe üzerine, bugünkü Erzurum kalesi inşa ettirilmiştir.O zamana kadar Kalikala olarak adlandırılanErzurum şehri, bu tarihten sonra İmparatorun adına izafeten Teodosiopolis şeklindeisimlendirilmiştir.

Şehir ve çevresi 504 yılında İran’ dan gelen Sasanilerin eline geçmiş, ancak kanlı çarpışmalardan sonra, Bizanslılar şehri tekrar geri almışlardır. 530 yılında Erzurum Kalesi İmparator I.Anastas tarafından tahkim ettirilmiştir.

M.S. 572 yılında Nuşirevan komutasındaki Sasani ordusu, Erzurum Kalesini kuşatmış, on yıl süren kuşatma sonucunda, Sasaniler şehri ele geçirememişlerdir.

M.S. 590’ da şehir yine sasanilerce kuşatılmıştır.Bu kez, Bizaslılar ağır şartlarla bir antlaşma yaparak şehri kurtarabilmişlerdir.

M.S. 610’ da Erzurum, bütün çevresi ile birlikte Sasanilerin kuzeydeki düşman Hazarlar ile antlaşma yaparak, onların Sasaniler üzerine yürümesini sağlamış ve sonuçta Erzurum ve çevresi tekrar Bizansın eline geçmiştir.

 
Yakutiye Medresesi

Selçuklular Döneminde Erzurum

Selçukluların bölgede ilk olarak belirmeleri XXI. Yüzyılın başlarına rastlar. Bizans yönetiminin yöre halkına iyi davranmaması nedeniyle bozulan idari ve siyasi ortam, Selçukluları küçük topluluklar halinde bölgenin muhtelif kesimlerine yerleşmelerine imkan sağlamıştır.

Selçuklular tarafından Erzurum ve çevresine yöneltilen ilk askeri hareket 1048 yılında gerçekleştirilmiştir. Büyük Selçuklu Sultanı tarfından Erzurum ve çevresini fethetmekle görevlendirilen Azerbaycan valisi İbrahim Yınal ve Gence valisi Kutalmış Beyler, Eleşkirt üzerinden Pasinler ovasına inmiş ve oradan Erzurum üzerine yürüyerek, Erzurum kalesini kuşatmışlardır.Ancak, kuşatmanın uzun süreceğini gördüklerinden Erzurum Ovası’ nın batı bölümünde yer alan zengin Erzen şehrine yönelmişlerdir. 6 gün süren bir kuşatmadan sonra Erzen Selçuklu ordusu tarafından ele geçirilmiştir.Erzen halkı, Teodosiopolis olarak isimlendirilen bugünkü Erzurum şehri kalesine sığınmak zorunda kalmıştır. Erzen şehri bu kuşatmadan sora yı kılıp yakılmış ve bir kez daha imar edilmeyerek metruk bir şehir halini almıştır.Bu yıkımdan sonra şehe Kara Erzen denilmeye başlanmıştır.Bu sözcük, halk dilinde zamanla Karaz şeklinde telaffuz edilegelmiştir.

Selçukluların Erzurum üzerine düzenledikleri ikinci büyük sefer, 1054 yılında Büyük Selçuklu Hükümdarı Tuğrul Bey tarafından gerçekleştirilmiştir.Ordusuyla Pasinler Ovasına geçen Tuğrul Bey, Erzurum’a gelmiş ancak Erzurum kalesinin surlarını aşamayacağını anlayarak kuşatmadan vazgeçmiştir.Bu tarihten, Anadolu’ nun kapılarını Türklere açan ve Doğu Anadolu’ da kesin Türk hakimiyetini getiren günlerin müjdecisi olan Malazgirt zaferine kadar, Selçuklular tarafından Erzurum üzerine askeri bir sefer düzenlenmemiştir.

1071 Malazgirt zaferinden sonra, Erzurum ve çevresi büyük Sel çuklu Sultanı Alparslan tarafından Ebl – ul Kasım’ a verilmiştir.Eb – ul Kasım ,Melik Danişment Ahmet Gazi ve Emir Mengücek gibi, Doğu Anadolu’ nun fethi için Büyük Selçuklu Sultanı tarafından görevlendirilen ve yaralı hizmetleri olan bir Selçuklu komutanı idi.Erzurum’ da kurulacak ve sonradan Eb- ul Kasım’ ın torunlarından birisi olan Saltuk Bey’ in adı ile anılacak olan beyliğin kurucusu olan Eb – ul Kasım, yörenin Selçuklu egemenliğine girmesi yönünde büyük çabalarda bulunmuştur.Merkezi Erzurum olan Saltukoğulları Beyliğinin sınırları içne zamanla Bayburt , İspir, Koçmaz, Micingert, Oltu ve Tercan gibi önemli kale ve yerleşim yerleri dahil edilmiştir.

Eb – ul Kasım’ ın 1102’ de ölümünden sonra, beyliğin başına Ali  ve İnanç Beygu isimli iki oğlundan Emir Ali geçti, Emir Ali’ nin Selçuklu Sultanı Melikşah’ ın ölümünden sonra oğulları arasında çıkan taht kavgasında Sultan Tapar’ın yanında yer aldığı ve Sultan Tapar’ ın Selçuklu Devletini ele geçirmek için Silvan üzerine yaptığı seferde Emir Ali’ nin de bulunduğu bilinmektedir.Bu arada Türkler arasındaki iç mücadelelerden yararlanmak isteyen Gürcü Kralı David, 1116’da Erzurum önlerine kadar gelmiş, ancak şehir önlerinde yapılan iki çarpışmadan sonra, şehri muhasara etmekten vazgeçerek geri dönmüştür.
 

Gürcülerin Doğu Anadolu’ daki Türk yerleşim bölgelerinili olarak tehdit altında bulundurmaları, Merkezi Konya’ da kurulmuş olan Anadolu Selçuklu Devletini rahatsız ediyordu.Bunun üzerine harekete geçen Anadolu Sel çuklu Sultanı Rükneddin Süleyman Şah, 1201 yılında Doğu Anadoludaki küçük Türk Beyliklerine son verdi.Aynı tarihte Erzurum ve çevresi de Anadolu Selçuklu hakimiyeti altına girdi.Rükneddin Süleyman Şah, Erzurum ve çevresini Mugisiddin Tuğrul Şah isimli kardeşine vermiştir.Böylece yaklaşık 130 yıl süren Saltukoğulları dönemi sona ermiş oluyordu.Anadolu Selçukluları döneminde Erzurum ve çevresi üzerindeki Gürcü baskısı büyük ölçüde kalkmış ve şehir, Anadolu’ nun en gelişmiş şehirlerinden birisi olmuştur.

Mugisüddin Tuğrul Şah’ ın 1225’ de ölümü üzerine yerine oğlu Rükneddin Cihan Şah geçmiştir.

Erzurumdaki Selçuklu Beyliğinin, kuzeyde Gürcülerle ve Trabzon’ da yeni kurulmuş olan Rum İmparatorluğu ile komşu olması, bu Beyliğin Anadolu Selçukluları açısından önemini artırmaktaydı.O dönemde Anadolu Selçuklu Sultanı olan Alaeddin Keykubat, devletin güvenliğini pekiştirmek içn beyliklere son veriyor ve Anodoludaki Selçuklu hakimiyetini güçlendiriyordu.Bu amaçla, 1228’ de Erzurum’ u almak üzere harekete geçti.Bunun üzerine telaşa kapılan Rükneddin Cihanşah, o sırada Ahlat’ ı kuşatmış olan Celaleddin Harezmşah’ tan destek sağladı.Alaaddin Keykubat’ ın Harezmlilerle barış yapma çabaları sonuç vermeyince, iki devletin ordusu, 1230’ da Yassıçemen’ de karşı karşıya geldi. Bu savaşta Erzurum’ un Selçuklu Beyi, aynı zamanda amcası olan Alaattin Keykubat’ a karşı, Celaleddin Harezmşah’ ın yanında yer aldı.Savaşta Selçuklu ordusu galip geldi ve Cihanşah tutsak edildi.Bu savaş aynı zamanda Harezmliler Devletinin de sonu oldu.Savaştan sonra, Selçuklu ordusu Erzuruma yürüdü ve çarpışma olmaksızın şehir ele geçirildi.Bundan sonra Erzurum şehri, Anadolu Selçuklu Dev – leti için önemli bir askeri üs vazifesi gördü.

Moğol saldırıları Karşısında Erzurum

Anadolu Selçuklu Alaeddin Keykubat’ ın Erzurum ve çevresini ele geçirerek, devletin güvenliğini sağlamak istemesindeki en önemli sebep, doğudan gelen Moğol saldırılarına karşı koyabilmekti.Bu maksatla, bölgedeki önemli kaleler tahkim ettirildi. Yine aynı güvenlik gayeleri ile, Moğolların önünden kaçan Türkmen boyları bölgede iskan ettirildi. Moğollar, Gürcüler tarafından da kışkırtılmaktaydılar. İlk Moğol saldırısı 1231 yılında Cengiz Han’ ın oğlu Oktay Han’ ın komutanlarından Cormagon Noyan tarafından yapıldı.Anadolu Selçukluları ve Moğollar arasındaki barış görüşmeleri sonuç vermedi.1237’ de Alaeddin Keykubat öldü ve yerine oğlu Gıyaseddin Keyhüsrev geçti.

Bölgedeki Ermeni ve Rumların kışkırtmaları sonucunda Moğollar, 1242’ de Baycu Noyan’ ın komutasındaki bir ordu ile Erzurum’ u kuşattılar.Sina neddin Yakut komutasındaki kale muhafızlarının gayretli direnişe rağmen, Erzurum kalesi Moğolların eline geçti. Moğollar şehri yağmalayarak Erzurum halkının büyük bir bölümünü kılıçtan geçirdi.Erzurum’ un düşmesi, Anadolu Selçuklu Devleti için büyük büyük bir yıkım oldu.Akabinde 1243’ de Anadolu Selçukulu Sultanı Gıyaseddin Keyhüsrev, Kösedağ Savaşında Moğollara yenilince, 1244’ de yapılan bir anlaşma ile bölgedeki Moğol egemenliği kabul edildi.Erzurum’ un düşmesi, Moğol akıncılarının önemli bir engelle karşılaşmadan Anadolu içlerine akınlar düzenlemelerini kolaylaştırdı.Bu saldırılar, başta Erzurum olmak üzere, Anadolu’ nun birçok şehrinin Moğollar tarafından yağmalanmasına ve bu şehirlerde yaşayanların, uzun yıllar huzur ve sükuttan uzak kalmalarına yol açtı.

Bu sıralarda Moğollar, İran’ da İlhanlı Devletini kurmuşlardı. 1244 yılında yapılan antlaşma ile Anadolu Selçuklu Devletinin yıkıldığı 1308 yılına kadar Erzurum, Selçuklu soyundan gelen kişiler tarafından yönetildi.Bu tarihten sonra da İlhanlı Devletinin bir eyaleti durumuna girdi.

Milli Mücadale Döneminde Erzurum

Modros Mütarekesinin ağır hükümlerini asla kabullenemeyen Erzurum halkı, kendi hak ve hukukunu korumak için direniş ve örgütlenme çabalarına başlamıştı.Erzurum’ da kurulmuş olan ilk direniş örgüt, Süleyman Necati Bey’ in kurduğu “ İstihlas – ı Vatan’’ (Vatanın Kurtuluşu) idi. Ancak bu örgüt kısa bir süre sonra dağıtıldı.Hemen ardından, Merkezi İstanbul’ da Vilayet – i Şarkiyye Müdafaai Hukuk – u Milliye Cemiyetinin Erzurum şubesi, İstanbul’ dan görevlendirilen Cevad Dursunoğlu’ nun öncülüğünde 10 Mart 1919’ da kuruldu.Kurucular arasında emekli binbaşı Süleyman Bey İsmailzade Tevfik Bey, Müftü Solakzade Sadık Bey, Hüseyin Avni (Ulaş) Bey, Kığılı Cazim Bey, İbrahim Hakkızade Fehim Bey, Hacı Recep Bey, Hacı Nafiz ve Ahmet Beyler, emekli binbaşı Ahmet (Gobel) Bey bulunuyordu.Süleyman Necati Bey’ in çıkardığı Albayrak gazetesi de cemiyetin resmi yayın organı olma görevini üstlendi.

Cemiyet ilk toplantısında, Ermenilerin Doğu Anadolu üzerindeki hak iddialarını reddeden bir bildiri yayınlayarak, bildiriyi bütün Doğu Anadolu şehirlerine gönderdi.Bir müddet sonra, cemiyetin Yönetim Kurulu oluşturuldu.Hoca Raif Efendi’ nin başkan, Cevad Dursunoğlu ‘ nun katip ve emekli binbaşı Süleyman Bey’ in muhasıp olduğu Yönetim Kurulunda üye olarak şu kişiler bulunmaktaydı. Necati Bey, emekli binbaşı Kazım Bey, Ahmet Bey, Avukat Hüseyin Avni (Ulaş) Bey, Fevzi Kırbaş, Hacı Nafız Bey,Avukat Mesut Bey, ve Baytar Nedim Bey. Mütarekesine göre hayali Ermenistan devletine vadedilmiş Van, Bitlis, Elazığ, Diyarbakır ve Sivas illeriyle, Pontus rumlarına verilmiş olan Trabzon illeri ile irtibat kurarak, Milli Mücadele ruhunun, Cemiyetin ilkeleri etrafında yoğunlaşması için girişimlerde bulundu. Bu sırada 19 Mayıs 1919’ daCemiyet, Mondros ordu müfettişi olarak Samsun’ a ayak basan Mustafa Kemal, “Ulusal bir Kongre’’ toplanmasını içeren Amasya Tamimini yayınladıktan sonra, 3 Temmuzda Sivas üzerinden Erzurum’ a geldi. Mustafa Kemal ve beraberindekiler, Erzurum’ a 15 km. mesafedeki Ilıca bucağında, başlarında 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa olmak üzere Müdafa – i Hukuk cemiyeti mensupları ve şehrin ileri gelenleri tarafından karşılandı.5 Temmuz günü yapılan gizli toplantıda, Mustafa Kemal, ülkenin içinde bulunduğu durum hakkında görüşlerini açıklayarak, silahlı mücadeleye başlamaktan başka çözüm olmadığını belirtti. Mustafa Kemal’ in Amasya’ dan yayınladığı tamim, Saray tarafından tepkiyle karşılanmıştı.Mustafa Kemal, İstanbul’ a geri çağrılmaktaydı.Görevden alındığına dair emir, 8Temmuz günü Erzurum’ a ulaştı.O gece arkadaşlarıyla birlikte bir durum değerlendirmesi yapan Mustafa Kemal, görevinden istifa ederek, bütün rütbelerinden feragat ettiğini bir telgrafla İstanbul’ a bildirdi.Mustafa Kemal’ in bu jestinden sonra 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa ordusu ile birlikte,onun emrinde olduğunu bildirdi.Onu, 20.Kolordu Komutanı Ali Fuat (Cebesoy) Paşa ve diğer Kolordu ve birlik komutanları izledi.istifasının hemen ardından Cemiyet Başkanlığı’ na, Hüseyin Rauf Bey de İkinci Başkanlığa Mustafa Kemal Paşa  getirildiler.Bundan sonra, Milli Mücadelenin en önemli dönüm noktalarındanbiri olan “Erzurum Kongresi’’ nin toplanması için çalışmalara başlandı.Bu amaçla, çevre illerden delegelerin Kongreye iştiraki istendi.

Erzurum Kongresi, 23 Temmuz 1919’ da Erzurum, Sivas, Bitlis, Van ve Trabzon illerinden gelen 56 delegenin iştiraki ile toplandı.Kongreye katılan delegeler şunlardı:

Erzurum Vilayeti Delegeleri

Merkez

  1. Mustafa Kemal Paşa
  2. Hüseyin Rauf (Orbay) Bey
  3. Hoca Raif Efendi

Hınıs: Celal Bey

İspir: Cemal Bey

Bayburt: Zahit Efendi ve Tevfik Bey

Narman: Sait Bey

Pasinler: Cevat Dursunoğlu (Cemiyet Katibi) ve Battal Bey

Tortum: Kazım Bey

Yusufeli: Ahmet Bey

Kiğı: Sait ve Kahraman Beyler

Tercan: Ahmet Bey

Doğubeyazıt: Hüseyin Avni (Ulaş) Bey

Diyadin: İsmail ve Mustafa Beyler

Karaköse: Necati Bey (Albayrak Gazetesi sahibi)

Erzincan: Hacı Fevzi Efendi

Kuruçay: Müftü Şefik Efendi

Refahiye: Kemal Efendi

Pülümür: Abbas Efendi

Bitlis Vilyeti Delegeleri

Bitlis: Süleyman Bey (emekli binbaşı)

Siirt: Hafız Cemil Efendi ve Müftü Naibi Hacı Hafız Bey

Kolordu karargahının Erzurum’ a taşınmış olması, Erzurumve yakın çevresini tamamen Ermeni çetecilerinin tehditlerinden kurtardı.Ancak, Mondros Mütarekesinden sonra Osmanlı ordusu Kars, Ardahan ve Batum’ dan çekildi ve bu bölgeleri İngilizler işgal etti.Bu yörelerdeki Osmanlı ordusunun dağılmasından sonra, Kars’ ta bir Milli Şura hükümeti kuruldu ve havalide emniyet, huzur ve sükunu temin etme görevini üstlendi.Fakat,Kars’ taki Milli Şura yönetimine, bölgeyi işgal eden İngilizlerce 20 Nisan 1920’ de son verildi.İngilizlerin bu hareketi, yörede bulunan Ermenileri cüretlendirdi.Müslüman halka baskı ve zulüm yapan Ermeniler, Sarıkamış,
Kağızman ve Ardahan’ ı da İngilizlerden devralarak, bölgedeki etkinlik sağladılar.Benzer şekilde, Temmuz 1920’ de İngilizler Oltu’ da kurulmuş olan
Oltu Şurasına da, yörenin Ermenilere bırakıldığını ileri sürerek son vermek istediler.Yörenin Ermeni çetecilerinin yönetimine terk edilmesi isteği, Oltu
Şurası tarafından reddedildi.Ermeniler, bu yöredeki katliaamlarını da sürdürdü
ler.Aynı tarihlerde, Artvin Gürcülerin, Ardunç ve savaşta da İngilizlerin işgali
altındaydı.

 

                
                Palandöken Dağı                                                                                             Üç kümbetler
  Persler Döneminde Erzurum

Pers Kralı II.Kiros’ un M.Ö. 555’ de Med Krallığına son vermesi ile Erzurum’ un doğusu Pers egemenliği altına girmiştir.Kiros’ dan sonra gelen Pers Krallıklarından Büyük Darios zamanında, Erzurum çevresinde bir Ermeni satraplığıkurulmuştur.Pers İmparatorlarından Kserkses’ in M.Ö. 480 de çıktığı Yunan seferinde , bu satraplıktan da asker toplanmıştı. Ünlü tarihçi Heredot da bu seferden sözederken , Ermenileri frigyalı olarak tanımlanmıştır. Ermeni satraplığında o dönemde Muşki , Taberin ve maerin topluluklarının yaşadıkları Herodot tarafından tespit edil miştir.

M.Ö.III. yüzyılda bölgeye Selökidler ve II. yüzyılda Persler egemen olmuşlardır. II. yüzyıl ortalarından itibaren bölge Romalılarla Persler arsındaki yoğunmücadelelere sahne olmuştur.Romalılar, bölgeye yaptıkları seferler sonucunda geçici olarak egemenlik kurabilmişler, ancak sık sık bölge halkının direnişleriyle karşılaşmışlardır




Araplar Döneminde Erzurum

Sasanilerin M.S. 642’ de Nihavend’ de İslam Halifesi Hz. Ömer’in ordularına yenilerek, tarihten silinmelerinden sonra, Erzurum ve çevresi Müslüman Arap ordularının istilasına uğramıştır.Erzurum, İslam ordularınca ilk olarak 638’ de Halife Hz. Ömer’ in komutanlarından İyaz bin Ganem tarafından ele geçirilmiştir.Ancak, uzun bir süre sonra şehir tekrar Bizanslılar tarafından geri alınmıştır.651 yılındaise, bu kez Habib İbn – i Mesleme komutasındaki 6000 kişilik İslam ordusu, kısa bir kuşatmadan sonra şehri sonra şehri teslim almıştır.Şehrin dini ve askeri lideri Ermi-naks, şehri yeniden ele geçirmek için Gürcü ve Hazar türkleri ileittifak kurmuş ve şehir üzerine yürümüştür.Ancak yapılan savaşta Araplara yenik düşmüştür.Kenti elegeçiremeyen bu ordu, şehir çevresinde geniş güvenlik tedbirleri almış ve karakollarkurdurmuştur. Bunun üzerine tehlikeyi sezen Habib İbn – i Mesleme, Suriye Valisi Muaviye’ den yardım istemiştir. Kufe Valisi Süleyman el – Hıyel komutasındaki  Arap Ordusu, Gürcü ve Hazar Türklerinden oluşan bir orduyu Fırat nehri kenarında  bozguna uğratmıştır.

Arapların kendi içlerindeki mücadelelerden yararlanan Bizans, İmparator II. Justinianus zamanında, Leontier komutasındaki bir ordu ile 686’ da Erzurum’u tekrar ele geçirmiştir.Ancak M.S. 700 tarihinde Emevi Halifesi Abdülmelik’ in oğlu Abdullah şehri tekrar geri almaya muvaffak olmuştur.

M.S. 753 yılında ise Bizans İmparatoru V. Konstantinos, Kusan adlı bir Ermeni’ yi şehri almakla görevlendirmiştir.Kaleyi koruyan Arap askerlerinin sayıca azlığı ve kalede bulunan iki Ermeni’ nin ihaneti ile Kusan kaleyi zaptetmiştir.Ancak bir süre sonra, şehir ve çevresi tekrar Emevilerin eline geçmiştir.

770 – 772 yılları arasında yöredeki Ermenilerin ayaklanarak şehri kuşatmaları üzerine, Amr bin İsmail el Harisi komutasındaki bir ordu, ayaklanmayı bastırmak üzere Erzurum üzerine yürümüş ve ayaklanmacıları bozguna uğratmıştır.

838 yılında Bizans İmparatoru Teheophilos, Erzurum’ u kuşatmış veşehir surlarını yıktırmıştır.840’ da Halife Mutasım şehir surlarını tamir ettirmiş ve kaleyi tahkim ettirmiştir.Bu tarihten sonra, şehir iki kez daha Bizanslıların eline geçmiş( 934 ), ancak 12 yıl sonra Abbasiler tarafından tekrar geri alınmıştır.

948’ debüyük bir Bizans ordusu, Erzurum üzerine yürümüş ve 949 yılında Bizans egemenliği tekrar sağlanmıştır.Bu tarihten sonra, Erzurum ve çevresindeki Arap egemenliği tamamen son bulmuştur.

979 yılında şehir ve çevresi, yaptığı yardımlardan ötürü, Bizans İmparatoru tarafından Gürcü Bağratlı Kralı David’ e verilmiştir.David’ in ölümünden sonra, şehir Bizans İmparatoru II.Basilious tarafından geri alınmıştır.

İhanlılar Döneminde Erzurum

Erzurum’ un tam olarak İlhanlı hakimiyeti altına girmesi,Gazan Mahmut Han zamanında ( 1304 – 1317 ) rastlar.Gazan Han’ dan sonra başa geçen Olcaytu Han zamanında, Erzurum şehri büyük ölçüde imar edilmiştir.Bu döneminde bir çok tarihi       eser inşa ettirildi.Olcaytu Han’ dan sonra başa geçen Ebu Said Bahadır Han zamanında, Erzurum’ un yönetimi Sultanın veziri Emir çoban’ ın oğlu Timurtaş’ a verildi.Emir Çobanla İlhanlı Sultanının arası bozulunca, Bahadır Han, İrencin Noyan adlı komutanını Erzurum üzerine gönderdi, bu durumdan korkan Timurtaş Mısır’ a kaçtı. Erzurumun yönetimi de sonradan Eretna Bey’ e verildi. 50 yıl kadar Eretna Beyleri tarafından yönetilen Erzurum ve 1385 yılında Karakoyunlu Beyi Kara Mehmed’ in eline geçti.

Karakoyunlular ve Akkoyunlular Döneminde Erzurum

Karakoyunlu egemenliği uzun sürmedi.1387’ de, Timur Kara-Koyunlu egemenliğine son verdi.Erzurum’ a vali olarak torunu Gıyaseddin Sagar’ ı tayin etti.Bu sırada şehirde yönetime karşı başkaldırılar süregeldiğinden, Timur 1400’ de tekrar Erzurum’ a geldi.Yönetime karşı çıkan halkın bir kısmını kılıçtan geçirdi. Timur’ un ölümünden sonra ( 1404), Erzurum şehri, Karakoyunlular ve Akkoyunlularla, Timur’ un oğlu Şahruh arasındaki kanlı çarpışmalara sahne oldu.Bu dönemde şehir önemli ölçüde tahrip edildi.

Doğudan gelen istilacıların Anadolu’ ya girişte karşılaştıkları en önemli askeri üs olma özelliğine sahip Erzurum’ un, Anadolu tarihinin en kanlı ve kargaşalarla dolu bu yüzyılında birkaç kez daha yağmaya uğradığı, tahrip edildiği ve halkının kılıçtan geçirildiği bilinmektedir.Bu saldırılar şu şekilde özetlenebilir.

1421’ de Timur’ un oğlu Şahruh, Erzurum ve çevresini zaptetti, ve kaleyi kuşattı, ancak şehri alamayarak geri döndü.

1434’ de Karakoyunlularla olan mücadelelerinde Şahruh’ u destekleyen Akkoyunlu Beyi Kara Yülük Osman, Erzurum’ u kuşattı ve ele geçirdi.

1435’ de bu kez Karakoyunlu hükümdarı İskender Bey’ in eline geçti.

1458 ve 1466’ da Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan, Gürcistan seferi sırasında Erzurum’ dan geöti, 1468 yılında ise şehre hakim oldu.

1473’ deki Otkluk Beli savaşında Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Memet’ e yenilen Akkoyunlular giderek güçlerini yitirdi.Uzun Hasan’ ın ölümünden sonra ( 1478) şehrin yönetimi oğullarından Yakub’ a geçti. Yakub’ un ölümünden sonra ( 1490) çıkan taht kavgalarında şehir büyük tahribata uğradı.

Erzurum, 1502’ de Akkoyunlu Devletinin son hükümdarı Elvend Mirza’ dan Şah İsmail’

 

Osmanlılar Döneminde Erzurum

Erzurum ve çevresinin Safevi Devletinin etki alanı içinde kalması sadece 15 yıl sürdü.Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim, Mısır seferinden dönüşte Kars ve Pasinler üzerinden Erzurum’ a geldi ve şehir çevresi 1517 yılında Osmanlı topraklarına katıldı. Yüzyıllar boyunca şehrin kaderine hakim olan kargaşa, yerini Osmanlı Devletinin, huzur ve sükun dolu yönetimine terketmiştir.

Kanuni Sultan Süleyman zamanında Erzurum kalesi tahkim edildi ve şehir baştan başa imar edildi.Kanuni’ nin birincisi 1534, ikincisi 1548 yıllarında İran üzerine düzenlediği seferlerde, Erzurum şehri, Osmanlı ordusuna önemli bir askeri üs vazifesi gördü.

Kanuni, İran seferinden dönüşte (1535) Dulkadirli Mehmed Han’ ı Erzurum Beylerbeyliğine tayin etti.Erzurum şehri ise o dönemde beylerbeylğiğine bağlı bir sancak durumundaydı. Erzurum Beylerbeyliğinin sınırları, kuzeyde Doğu Karadeniz Dağlarından Ordu’ daki Bolaman Deresine batıda Reşadiye, Zara, Koçhisar ve Kemah’ a, güneyde Pülümür, Kiğı ve Malazgirt’ e doğuda Tahir Geçidi ve Pasin Ovasına kadar uzanan bölgeleri içine almaktaydı.Erzurum Sancağı da 10 nahiyeden müteşekkildi.Bunlar, Erzurum Merkezi, Karaz, Geçik, Tekman, Karaş – kali, Aşkale, Serçeme, Cinis, Çermeli ve Ovacık nahiyeleriydi.

Kanuni Sultan Süleyman’ ın ikinci İran seferinde (1548)beylerbeyliğinin sınırları daha da büyütüldü ve kuzeydeki Gürcü kalıntıları ortadan kaldırıldı.1552 yılında şehir İranlılar tarafından ele geçirilmek istendi, Erzurum Beylerbeyi İskender Paşa komutasındaki beylerbeyi ordusunun yenilmesine rağmen, Erzurum kalesi İranlılara teslim edilmedi.Artan İran baskıları karşısında Kanuni Sultan Süleyman 1553 yılında İran üzerine yeni bir sefer düzenledi, sefer dönüşü (1554) Erzurum’ a gelerek şehrin yıkılan kalesini tamir ettirdi.

1853 – 1856 Kırım savaşı sırasında şehrin etrafındaki tabyalar, Ruslardan gelecebilecek tehlikelere karşı tahkim edildi ve yeni tabyalar yapıldı. 1855 yılında Kars’ ın Ruslar tarafından işgali, Erzurum’ un Rus tehlikesine karşı daha iyi tahkim edilmesi gereğini bir kez daha ortaya koydu. Bu gayeyle, 1865’ den 1877’ ye kadar geçen 12 yılda, Erzurum halkının da yardımlarıyla Aziziye Tabyalaları, şehir etrafındaki istihkamlar ve diğer kışla ve tabyalar inşa edildi.

Osmanlı Devletinin Balkanlarda çıkan karışıklıklarla uğraştığı bir sırada, Ruslar 1877 yılında Balkanlar ve Doğu Anadolu üzerindenbir kez daha Osmanlı topraklarına tecavüz etti.Gazi Ahmed Muhtar Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu, Rus ordusunun birbiri ardına Halyaz ve Zivin meydan savaşlarında yenilgiye uğrattı.Ancak, bu savaşlarda Türk ordusu da büyük kayıplar verdiğinden Erzurum tabyalarına çekilmek zorunda kaldı.Ruslar Gürcü Boğazını ele geçirerek, Erzurum’ u kuzeyinden baskı altına almaya muvaffak oldular.Rusların batı cephesinde Yeşilköy önlerine kadar ilerlemeleri, Osmanlı Devletini Doğu cephesinde taviz vermek zorunda bıraktı.Yapılan bir antlaşmayla, Osmanlı ordusu Bayburt ve Erzincan’ a çekildi.Erzurum ise, kışlamak üzere Rus ordusuna terkedildi.Böylece, Erzurum bir kez daha Ruslar tarafından işgal edildi.

3 Mart 1878’ de imzalanan Ayestefanos Antlaşmasıyla Ruslar Erzurum’ u terkettiler. Daha sonra Berlin Antlaşması (13 Temmuz 1878 ) ile Erzurum’ un kuzey doğusunda bulunan Artvin, Batum, Otu, Şenkaya, Olur Ardahan, Kars ve Sarıkamış savaş tanzimatı olarak Ruslara bırakıldı.Böylece,Rus sınırı Erzurum’ un 105 km. doğusuna kadar yaklaşmıştı.Bu durum, şüphesiz Erzurum için büyük bir tehdit oluşturmaktaydı.

Cumhuriyet Döneminden Günümüze Erzurum

Nafi Atuf Kansu, Nafız Dumlu, Asım Vasfi, Ahmet Fikri Tüzer, Aziz Akyürek, Necip Asım Yazıksız, Tahsin Uzer, 1 Kasım 1927’ de III.Dönem milletvekilliğine seçildiler.
4 Mayıs 1931’ de Asım Vasfi, Ahmet Fikri Tüzer, Nafi Atıf Kansu, Aziz Akyürek, Nafiz Dumlu, Hakkı Şinasi Erel ve Necip Asım Yazıksız IV. Dönem milletvekilliğine seçildiler.
1 Mart 1935’ de Nafi Atıf Kansu, Tahsin Uzer, Aziz Akyürek,Nafiz Dumlu, Necip Asım Yazıksız, Saim Ali Dilemre, Pertev Demirhan, Fuat Sirmen, Zeki Soydemir, Şükrü Koçak ve Nakiye Elgün V.Dönem milletvekilliğine seçildiler.3 Nisan 1939’ da Aziz Akyürek, Münir Hüsrev Göle, Raif Dinç,Salim Altuğ, Nafiz Dumlu, Pertev Demirhan, Zeki Soydemir.Şükrü Koçak, Nakiye Elgün VI.Dönem milletvekilliğine seçildiler.8 Mart 1943’ de Aziz Akyürek, Münir Hüsrev Göle, Raif Dinç, Saltum Altuğ, Nafiz Dumlu, Pertev Demirhan, Zeki Soydemir, Şükrü Koçak, Nakiye Elgün VII.Dönem milletvekilliğine bir kez daha seçildiler.5 Ağustos 1946’ da Cevad Dursunoğlu, Kemalettin Kamu,Münir Hüsrev Göle, Raif Dinç, Şükrü Koçak, Eyüp Sabri Akgül, Mesut Çan Kaya, Vehbi Kocagüney, Şakir İbrahim Hakkıoğlu, VIII.Dönem milletvekilliğine seçildiler. 14 Mayıs 1950’ de 175.124 kayıtlı seçmenin % 86.3’ ünün oy
kullandığı milletvekili genel seçimlerinde Said Başak, Rıfkı Salim Burçak,Fehmi Çobanoğlu, Bahadır Dülger, Sabri Erduman, Enver Karan, Emrullah Nutku, Rıza Topçuoğlu, Memiş Yazıcı ve Mustafa Zeren milletvekilliğine seçildiler.2 Mayıs 1954’ de yapılan milletvekili genel seçimlerinde 188.956 kayıtlı seçmenin % 89.3’ ü oy kullandı Rıfkı Salim Burçak, Bahadır Dülger, Sabri Erduman, Rıfkı Topçuoğlu, İshak Avni Akdağ, Zeki Çavuşoğlu, Şevki Erker, Abdülkadir Eryurt, Hamit Şevket İnce, Hasan Numanoğlu, Cemal Önder ve Esat Tuncel milletvekilliğine seçildiler. 27 Ekim 1957’ de yapılan milletvekili genel seçimlerinde 208.352 kayıtlı seçmenden % 77.4’ ü oy kullandı.Seçimlerde Rıfkı Salim Burçak,Sabri Erduman, Rıza Topçuoğlu, Mustafa Zeren,Şevki Erker,Abdulkadir Eryurt,Hasan Numanoğlu,Osman Alihocagil,Mehmet Eyüboğlu,Melik Fırat,Said Kantarel,Münip Özer ve Fethullah Taşkesenlioğlu milletvekilliğine seçildiler.Kasım 1958’ de Erzurum Atatürk Üniversitesi kuruldu.
28 Aralık 1960’ da Cevad Dursunoğlu Kurucu Meclise seçildi. 15 Ekim 1961’ de 242.181 kayıtlı seçmenin % 75.9’u oy kullandığı milletvekili seçimlerinde Cevad Dursunoğlu,Ertuğrul Akça Turhan Bilgin Nihat Diler,Gıyasettin Karaca,Şerafettin Konuray Cevad Önder,Tahsin Telli ve Adnan Şenyurt milletvekilliğine kayıtlı seçmenlerin % 80’inin oy kullandığı Cumhuriyet senatosu seçimlerinde Nurettin Aynuksa,Nihat Pasinli ve Rahmi Sanalan senatörlüğe seçildiler. 7 Kasım 1961’ de Erzurum Eğitim Enstitüsü açıldı. 7 Haziran 1964’ de yapılan Cumhuriyet Senatosu seçimlerinde Sakıp Hatunoğlu, Edip Somunoğlu ve Osman Alihocagil senatörlüğe seçildiler.10 Ekim 1965’ te yapılan milletvekili genel seçimlerinde 255.787 kayıtlı seçmenin % 70.7’ si oy kullandı.Turhan Bilgin,Gıyasettin Karaca Nihat Diler,Cevat Önder,Adnan Şenyurt,Necati Güven,Nihat Pasinli İ.Hakkı Yıldırım ve Ahmet Mustafaoğlu milletvekilliğine seçildiler. 12 Ekim 1969’ da 273.195 kayıtlı seçmenin % 66’ sının oy kullandığı milletvekili genel seçimlerinde Turhan Bilgin,Gıyasettin Karaca
Cevat Önder,Rasim Cinisli,Rıfkı Danışman,Sabahattin Aras,Selçuk Erverdi Naci Gacıroğlu,Fetullah Taşkesenlioğlu milletvekilliğine seçildiler. 14 Ekim 1973 milletvekili genel seçimlerinde 296.137 kayıtlı seçmenden % 67.9’ u oy kullandı.Seçimler sonucunda İ.Hakkı Yıldırım, Gıyasettin Karaca,Rıfkı Danışman,Selçuk Erverdi,Rasim Cinisli,Korkut Özal Yahya Akdağ,Zekai Yaylalı ve Fuat Fırat milletvekilliğine seçildiler.Kayıtlı seçmenin % 67.6’ sının oy kullandığı Cumhuriyet Senatosu seçimlerinde  Sakıp Hatunoğlu,Hilmi Nalbantoğlu,Lütfi Doğan senatör seçildiler.
5 Haziran 1977 milletvekili genel seçimlerinde 325.100 kayıtlı seçmenin % 80’ i oy kullandı.Rıfkı Danışman,Gıyasettin Karaca,İ.Hakkı Yıldırım,Osman Demirci,
Selçuk Erverdi,Çetin Bokurt,Korkut Özal ve Nevzat Köseoğlu milletvekilliğine seçildiler. 14 Ekim 1979’ da yapılan Cumhuriyet Senatosu seçimlerinde 277.284 kayıtlı seçmenin % 80.7’ si oy kullandı.Selahattin Deniz,Naci Gacıroğlu ve Lütfü Doğan senaratörlüğe seçildiler. 15 Ekim 1981’ de Utkan Kocatürk ve Abdülkadir Erener, Erzurum’ u temsilen Danışma Meclisi üyeliğine seçildiler. 1983 Genel seçimlerinde Togay Gemalmaz,Sebahattin Aras,Rıfkı Yaylalı,Sabahattin Eryurt,İlhan Aras,Ebubekir Akay ve Hilmi Nalbantoğlu milletvekilliğine seçildiler. 1991 genel seçimlerinde,İsmail Köse, Melik Fırat,Lütfi Esengün,Rıza Müftüoğlu,Oktay Öztürk,Şinasi Yavuz,Abdülillah Fırat milletvekilliğine seçildiler. 1995 genel seçimlerinde,İsmail Köse,Zeki Ertugay,Necati Güllülü,Lütfi Esengün,Şinasi Yavuz,Abdulillah Fırat,Aslan Polat,Ömer Eryılmaz milletvekilliğine seçildiler.

Yorum Yaz